ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ (Ortalama 25-30 SORU)
Öğrenme: Tekrar ya da yaşantı sonucu bireyde meydana gelen kalıcı izli davranış değişikliğidir.
	Öğrenme sonucunda davranış veya potansiyel davranışta değişim olmaktadır.
	Öğrenmeler yaşantılar ile kazanılır.
	Öğrenme sonucunda kalıcı değişimler yaşanır.
	Öğrenme ile yeni sonuçlara varılır.
	Öğrenmeye sonucunda yaşantıya dayalı ilişkiler kurulur.
	Öğrenme sonucunda eskisinden farklı tepkilerde bulunma söz konusu olur.
Davranıştaki değişme, olgunlaşma sonucunda ortaya çıkmalıdır; çünkü olgunlaşma öğrenme için ön koşuldur, olgunlaşma olmadan öğrenme olmaz.
Öğretme: Öğrenmeyi kılavuzlama işidir. Okullarda planlı ve programlı olarak yürütülen ve bir hedefe yönelik olan eğitim faaliyetlerine verilen addır.
Eğitim: Bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir.
	Genel kültürel değerleri aktarma
	Bireyi toplumsallaştırma
	Üretkenliği arttırma
	Kalıtımla gelen gizli güçleri ortaya çıkararak geliştirme
Yaşantı Deneyim: Bireyin çevresiyle etkileşimleri sonucunda, bireyde iz bırakan olaylardır.
Davranış: Organizmanın her türlü faaliyetine davranış denir. Uyarıcılara gösterilen bedensel, zihinsel tavır ve hareketlerin tümüdür.
Davranış Türleri
	İçgüdüsel ve Refleksif Davranışlar: Bir türün üyelerinde görülen, eğitime dayanmayan, düşünmeyi gerektirmeyen, kendiliğinden doğan, amaca yönelik davranış etkinliği (Yuva yapma göç etme)Refleks: Doğuştan getirilen, bir uyarıcı tarafından ortaya çıkarılan, birden olup biten, basit ve istemsiz tepkiler.
	Geçici Davranışlar: Narkoz ilaç, uyuşturucu gibi maddeler alındığında ya da hastalık, yorgunluk sonrasında gözlenen davranışlardır.
	Öğrenilmiş Davranışlar: Tekrar ya da yaşantı sonucu bireyin davranışlarında meydana gelen kalıcı izli davranış değişiklikleridir.
Davranış Analizi
1.	Uyarıcı: Organizmanın içinde yâda dışında değişiklikler meydana getirerek davranışa yol açan unsura denir.
2.	Tepki: Organizmanın uyarıcıya karşı göstermiş olduğu davranıştır.
3.	Karşılık: Organizmanın gösterdiği tepkiye karşı almış olduğu uyarıcı ya da cevap
	Pekiştirme: Organizmanın istendik bir davranışının gösterilme olasılığının artırılmasıdır.2 tür pekiştireç vardır. Birincil (primay) pekiştireçler: Biyolojik ihtiyaçlar (su yiyecek gibi) İkincil (Secondary) pekiştireçler: Öğrenilme yoluyla kazanılan (para, madalya, onaylanma isteği, takdir belgesi, diploma gibi)
	Olumlu Pekiştirme: İçinde bulunulan duruma hoş bir uyarıcının eklenmesiyle davranışın tekrarlanma olasılığının artırılmasıdır. (Soruyu bilene çikolata)
	Olumsuz pekiştirme: İçinde bulunulan mevcut durumdan hoş olmayan uyarıcının çıkarılarak istendik davranışın tekrarlanma olasılığının artırılması.(Baş ağrısı için ilaç alma, güne ışığında kısılan göze gözlük)
	Maddi pekiştirme: Pekiştirmede kullanılan unsur maddi bir değer taşıyor ise buna maddi pekiştirme denir.
	Manevi pekiştirme: Pekiştirmede kullanılan unsur maddi bir değer taşımıyor ise buna manevi pekiştirme denir.
	İçten pekiştirme: Pekiştirme bireyin kendi tarafından kendisine yönelik yapılıyorsa buna içten pekiştirme denir.
	Dıştan pekiştirme: Pekiştirme bireyin çevresindekiler tarafından onun istenilen bir davranışın tekrar edilmesini sağlamak için yapılıyorsa buna dıştan pekiştirme denir.
	Simgesel pekiştirme: İstendik davranışları gösteren bireye pekiştirici olarak biriktirilebilen marka, jeton, fiş, vb. semboller verilmesi ile yapılan pekiştirmedir.
	Sembolik pekiştirme: İstendik davranışları gösteren bireye pekiştirici uyarıcı olarak biriktirilmeyen tek başına anlamlı olan nesnelerin pekiştireç olarak verilmesidir. Plaket, madalya gibi
Pekiştirme Tarifeleri
	Sürekli Pekiştirme: Yapılan her davranışın pekiştirilmesidir.
	Kısmi Pekiştirme: Bir davranışın pekiştirilmesinde son tepkiden sonra kaç davranışın sergilendiği ya da son pekiştirmeden sonra ne kadar zaman geçtiğinin dikkate alınmasıdır.
	Sabit oranlı Pekiştirme: Organizmanın pekiştireç için sabit sayıda tepkide bulunmasından sonra pekiştirilmesi- Sabit davranış sayısı en az iki davranış.
	Değişken oranlı Pekiştirme: Pekiştirecin kaç davranış sonrasında ortaya çıktığı belli olmayan pekiştirme tarifesidir. Yani bazen iki bazen dört davranışın pekiştirilmesidir. 
	Sabit aralıklı Pekiştirme: Organizmanın sergilediği davranışın pekiştirilmesi için sabit bir zaman geçmesi beklenmesidir. Zaman sabit her beş dakikada bir, her ay, her yıl
	Değişken Aralıklı Pekiştirme: Organizmanın davranışını sergiledikten sonra pekiştirecin ne zaman geleceğinin belli olmadığı pekiştirme tarifesidir. Zaman değişken bazen iki saat, bazen bir ay, bazen iki yılda bir.
	Ceza: Organizmanın istenmeyen davranışının gösterme olasılığının azaltılmasıdır. Organizmanın istenmeyen davranmışının gösterileme olasılığının azaltılmasıdır. I. Tür ve  II  tür ceza olarak iki türü vardır.
	I. Tür Ceza: Organizma içerisinde bulunduğu ortama hoş olmayan ya da başka bir ifade ile itici bir uyarıcının eklenmesi (acı biber)
	II. Tür Ceza: Organizma içerisinde bulunduğu durumdan hoş olan bir uyarıcıyı kaldırılmasıdır.(verilen çikolatanın geri alınması borçluya haciz gelmesi)
	Ara verme (Time Out):İstenmeyen davranışı yapan bireye durması, ortamadan uzaklaşması ve ortamın dışında sakinleşip yaptığı davranış üzerinde iyice düşünmesi
	Görmezden gelme veya Karşılık Vermeme: Organizmanın istenmeyen davranışının görmezden gelinmesi.
Premack İlkesi
	İstenmeyen bir davranışı istenen davranışa ön şart koşmak mantığına dayalıdır. Büyükanne kuralı ya da Etkinlik pekiştirilmesi de denilmektedir. Yaparsan yapabilirsin.
Öğrenmeyi etkileyen Faktörler:
	Öğrenen
o	Türe Özgü Hazır Olma: Organizmanın istenilen davranışı yapabilmesi için gerekli biyolojik donanıma sahip olmasıdır.
o	Olgunlaşma: Vücut organlarının kendisinden beklene görevi yapabilecek düzeye ulaşması
o	Genel Uyarılmışlık Hali: Bireyin dışarıdan ya da içten gelen uyarıcıları alam derecesidir. (uykusuzluk, deprem)
o	Güdülenme: Davranışı bir amaca doğru başlatan ve sürdüren bir iç şarttır.
	Birincil Güdülenme: Doğuştan gelen fizyolojik gereksinimlerden açlık giderme duygusu
	İkincil Güdülenme: Yaşamsal özem taşıyan Başarı güdüsü sevilme güdüsü
	İçten Güdülenme:  Kendi kendine harekete geçmesi ihtiyaçlar, tutumlar, yetenekler
	Dıştan Güdülenme: Onu saran çevresinde etkileşimde olduğu diğer bireylerden ödül ceza gibi
o	Aktarım(Transfer): Önceki öğrenmelerin sonraki öğrenmeleri zorlaştırması ya da kolaylaştırmasıdır.
	Olumlu aktarma:
	Olumsuz Aktarma:
•	İleriye Ket Vurma: Eski bilgilerin yenileri karıştırması
•	Geriye Ket Vurma: Yeni bilgilerin eskileri karıştırması
o	Dikkat: Herhangi bir olay ya da durum üzerinde ansal ve duygusal yoğunlaşmadır.
	Öğrenme Malzemesi (ya da öğrenilen şey):
o	Telaffuz Edilebilirlik: Öğrenme malzemesinin gramer ve imla kurallarına uygun olması
o	Algısal Ayırt edilebilirlik: Öğrenilecek olan malzemenin etraftaki diğer uyarıcılardan ayırt edilebilmesi.
o	Algısal Çağrışım: Birbirine Benzer uyarıcıların daha kolay algılanması ve öğrenilmesi durumundur.
o	Kavramsal Gruplandırma: Öğrenilen konunun kavranması benzerliklerine göre gruplandırılmasının konunun öğrenilmesini kolaylaştırması durumudur.
	Öğrenme stratejisi (öğrenme biçimi):
o	Ayrılan Zaman: Öğrenenin öğrenme için ayırdığı zaman dilimidir.
o	Konunun Yapısı: Öğrenilecek olan konunun nasıl bir örüntü gösterdiğidir.
o	Geri Bildirim: Öğrenene öğrenme durumu hakkında bilgi vermedir.
	Öğreten(Öğrenmeye yardımcı olan)
	Öğrenme ortamı (öğrenilen)
DAVRANIŞÇI (ÇAĞRIŞIMSAL) KURAM (U-T (UYARICI - TEPKİ)) 
Bireyin gözlenebilen, dolayısıyla da ölçülebilen davranışlarını incelemeyi psikolojinin tek bilimsel yöntemi olarak savunur. İnsan ve diğer canlıların öğrenmeleri birbirlerine benzemektedir. Tüm öğrenmeler aynı basit kurallara göre işler. İnsan zihni boş bir levhadır. Doğuştan hiçbir şey getirmez Bütün davranışsal değişimler yaşantı ürünüdür. Öğrenmede uyarıcı ve tepki bağı önemlidir. Thorndike, Watson, Guthrie, Skinner Pavlov.
Klasik (Tepkisel) Şartlanma(Koşullanma): Eskiden tepki verilmeyen bir nötr uyarıcıya daha önceden var olan doğal bir tepkinin, yönlendirilmesi ve böylece aralarında bir bağ kurulması sürecidir.
	Klasik koşullanma refleksif davranışları açıklar.
	Klasik şartlanmada tepki çevreden gelen uyarılarla başlar.
	Klasik şartlanma için aralıklı bir şekilde yapılan tekrar son derce önemlidir.
1.	Nötr Uyarıcı: Organizmayı tepki vermeye götürmeyen, organizma için hiçbir ifade etmeyen uyarıcı.
2.	Doğal (Koşulsuz) Uyarıcı: Organizmadan belli bir tepkiye yol açan, doğal olarak kendisine tepki gösterilen uyarıcıdır.(Et)
3.	Doğal Tepki: Organizmanın belli uyarıcılar karşısında koşulsuz (doğal) olarak verdiği tepkidir.
4.	Şartlı (Koşullu) Uyarıcı: Belli bir koşula bağlı olarak organizmayı tepki vermeye götüren uyarıcıdır.(Zil)
5.	Şartlı (Koşulu) Tepki: Belli bir Koşula bağlı olarak verilen tepkiye şartlı (koşullu) tepki denir.(Salya)
Klasik (Tepkisel ) Koşullanma Kuramının İlkeleri:
	Bitişiklik: Koşullanma (Şartlanma) sonucunda koşullu uyarıcı ile (zilin), doğal uyarıcının(etin) veriliş zamanının birbirine yakın olması.
	Habercilik: Koşullu (Şartlı) uyarıcının yani zilin, ardından gelen etin geleceğini haber vermesidir.
	Pekiştirme: Belli bir uyarıcı karşısında yapılan davranışın tekrarlanma olasılığının artırılmasıdır. Ya da başka açıdan davranışın iyice oturması için tekrarlanmasıdır.
	Sönme: Doğal uyarıcının yani etin çekilmesi sonucunda şartlı tepkinin yavaş ortadan kalkmasıdır.
	Kendiliğinden Geri Gelme: Sönme olayı gerçekleştikten sonra koşullu (şartlı)  uyarıcının yani zilin tekrar verilmesi sonucunda şartlı tepkinin tekrar oluşmasıdır.
	Üst Düzey Koşullanma: Organizmanın, birinci şartlı uyarıcıya yani zile koşullandıktan sonra, ikinci şartlı uyarıcıya yani ışığa da salya tepkisi vermesi
	Gölgeleme: İki şartlı uyarıcının birlikte verilmesi durumunda, uyarıcılardan birinin diğerine oranla gülcü olması sonucunda, bir uyarıcının diğer uyarıcının gölgesinde kalması durumudur.
	Genelleme: Bir uyarıcıya tepki veren organizmanın, benzer uyarıcılar karşısında aynı tepkiyi vermesidir.
	Ayırt Etme: Uyarıcı genellemesinin karşıtıdır. Uyarıcıları ayırt ederek farklılaştırma durumudur.
Ortamdan Kaldırma Yöntemleri: ( S  D  K )
	Davranışın Sönmesini Beklemek: Koşullu (Şartlı) uyarıcıdan sonra ara ara koşulsuz(şartsız) uyarıcı verilmezse bir süre sonra koşullu (Şartlı) tepkinin ortadan kalkması durumudur.
	Karşı Şartlanma(Koşullanma):İstenmeyen koşulu(şartlı) tepkinin zıt bir tepki yaratan uyarıcı ile eşleştirilmesi durumudur.
	Sistematik Duyarsızlaştırma: Fobiye ya da korkuya neden olan uyarıcıların en az zararlı halinden başlayarak adım adım organizma ile karşı karşıya getirilmesi yolu ile yapılan bir davranış değiştirme yöntemidir.

Garcia Etkisi: Olumsuz tat koşullanması veya Garcia etkisi.

EDİMSEL (OPERANT, ARAÇSAL YA DA VASITALI) ŞARTLANMA (KOŞULLANMA): İlk olarak tesadüfen yapılan davranışın hoşa giden uyarıcıya götürmesinden sonra, söz konusu davranışın daha sonraları amaçlı olarak yapılması ve hoşa gitmeyen uyarıcıya maruz kalındığında davranışın yapılmaması sürecidir.
	Organizmanın belli bir konuda ihtiyaç içinde olması gerekir.
	Davranış organizma tarafından başlatılmıştır.
	Organizma amaca yönelik davranışlar yaparken bazı ipuçlarından yaralanarak sonuca gider.
	Ortaya konan davranışın sonucundaki başarı ya da başarısızlık organizma için dönüt olmaktadır.
	Davranışın sonucunda edinilen doyum pekiştireç niteliğini taşır ve davranışın tekrar edilmesini sağlar.
	Klasik koşullanma ilkeleri aynı zamanda edimsel koşullanma içinde geçerlidir.
	Tesadüfen başlaması pekiştiği için tekrarlaması.
Thorndike’in Bağlaşımcılık Kuramı(Araçsal Koşullanma – Bağlantı Kuramı):Thorndike göre öğrenme, uyarıcı-tepki bağının kurulmasıdır. Üç temel yasası:
1.	Hazır bulunuşluk Yasası: Organizmanın belirli bir davranış ya da tepki için gereken hazırlıklara sahip olması gerekir(Fiziksel&Psikolojik).
2.	Tekrar Yasası: Uyarıcı – tepki arasındaki bağ tekrarla güçlendirilebilir ya da tekrarların kesilmesiyle unutulması sağlanır.
3.	Etki Yasası: Uyarıcı – tepki arasındaki bağ, tepkinin doğurduğu sonuca göre kuvvetlenebilir ya da zayıflayabilir. Sonuç davranışa bağlıdır.-Davranış üzerinde sonuç da etkilidir.-Cezanın etkisi ya hiç yoktur ya da çok azdır.

	Edimsel Davranış: Organizma tarafından ortaya konan ve sonuçları tarafından kontrol edilen davranışlardır.
	Biçimlendirme (Şekillendirme): Organizmaya kazandırılmak istenen davranışı küçük alt davranışlara ayırarak, organizmayı en basit davranışlardan itibaren başarıyla yaptığı her davranış için aşama aşama pekiştirerek hedeflenen davranışı bu yolla organizmaya kazandırma işidir.
	Zincirleme: Amaca ulaşmayı sağlayan alt davranışların atlanmadan sırasıyla yapılmasıdır.
	Batıl Davranış: Gerçekten aralarında bir ilişki bulunmayan, bir uyarıcı ile bir davranışın ilişkilendirilmesi ve bu davranışın pekiştirildiği için daha sonra tekrar edilmesi.
	Kaçma: Organizmanın hoşa gitmeyen uyarıcıya maruz kaldığında, ondan kurtulma çabası içine girmesi durumudur.
	Kaçınma: Organizmanın hoşa girmeyen uyarıcıya maruz kalmamak için uyarıcının ortaya çıkmasını engelleyecek davranışlar sergilemesidir.
Programlı Öğretim Modeli (K E B A B): Skinner çalışmalarının sonucunda öğrenmeyi kolaylaştıran bir öğretim modeli geliştirmiş.
	Küçük Adımlar: Öğrenilecek olan davranışın, küçük birimlere veya adımlara bölünerek basitten karmaşığa doğru sıralanmasıdır.
	Etkin Katılım: Öğrenme için organizmanın öğrenme çabası içine sokulması.
	Başarı: Başarılı her davranışın arkasından pekiştirilmesidir.
	Anında Düzeltme: Organizmaya yaptığı davranışın doğruluğu hakkında anında geri bildirim verilmesidir.
	Bireysel hız: Öğrenmede bireysel farklılıklar vardır. Bu nedenle öğrenme etkinliklerinde organizmanın hızı dikkate alınmalıdır.
Klasik Şartlanma ile Edimsel Şartlanma Arasındaki Farklar: Klasik şartlanma ile öğrenme, var olan bir tepkinin bir başka uyarıcıya yönlendirilmesini içerirken edimsel şartlanma ile öğrenme tesadüfen yapılan bir davranışın pekiştirilmesi yolu ile daha önceden gözlenmeyen bir davranışın tekrar etme olasılığının (ya da öğrenilmesinin) artırılmasıdır.
Öğrenilmiş Çaresizlik ve Kendini Doğrulayan Kehanet: Filin ayağına bağlanan zincir. Belirtileri; Herhangi bir pekiştireci elde etmek ya da cezadan kaçmak için davranış göstermeye isteksizlik. Genel olarak pasiflik. Ne olursa olsun sonucu kabul etmeye gönüllülük.
BİTİŞİKLİK (YAKINLIK) KURAMLARI WATSON VE GUTHRİE
Daha önce benzer durumlarda en son ve en sık hangi davranış yapıldıysa şimdi de benzer durumda en son en sık hangi davranış yapıldıysa şimdi de benzer bir durumda yine o davranışın yapılacağını savunan bir kuram.
Watson’un Bitişiklik Kuramı: Davranışçıların babası Watson’a göre öğrenmenin iki temel ilkesi vardır.
1.	En son ve En sık Yapılma İlkesi
2.	Bitişiklik (Yakınlık) ilkesi
Guthrie’nin Bitişiklik Kuramı: Öğrenmenin tek bir yasası:
1.	Öğrenmenin tek Yasası: Tek yasa bitişiklik yasası.
Guthrie’ye Göre Kötü Alışkanlıkları Ortadan Kaldırmanın Yöntemleri (B E Z)
1.	Bıktırma Yöntemi
2.	Eşik Yöntemi
3.	Zıt Tepki Yöntemi
Davranışçı Kuramların Öğretim İlkeleri: Daha çok psikomotor davranışların öğrenilmesine açıklık getirdiği kabul edilir.
•	Yaparak- yaşayarak öğrenme, denem-yanılma yoluyla öğrenme 
•	Öğrenmede tekrar önemlidir.
•	Güdülenmeyi sağlayan faktörler öğrenme için gerekli ve şarttır.
SOSYAL ÖĞRENMECİ (BİLİŞÇİ) KURAM
İnsanlar sadece kendi deneyimlerinden öğrenmezler, başkalarının yaptıklarını seyrederek de öğrenirler. BU şekilde öğrenmeye model alma, gözlem yoluyla ya da taklit yoluyla öğrenme denir.
Sosyal Öğrenmenin Temel İlkeleri:
	Davranış öğrenilebilir; fakat hemen gösterilemeyebilir.
	Öğrenme her zaman bizzat model alan kişiye verilen pekiştirece bağlı değildir.
	İnsan uyarıcıya tepki veren pasif ve basit bir organizma değildir
Sosyal Öğrenme Kuramın Temel Kavramları:
1.	Pekiştireç
a.	Dolaylı Pekiştireç: İstendik davranışı sergileyen kişinin diğer kişilere model olacak şekilde pekiştirilmesi
b.	Doğrudan Pekiştireç: Bireyin davranışı yapan modeli izlemesinin ve bu davranışı taklit etmesinin ve de davranış için doğrudan pekiştireç olmasını içeren pekiştime türü.
c.	İçsel Pekiştireç: Bireyin başkalarının tepkilerine aldırmadan, kendi kişisel standartlarına ulaşmak için çaba harcaması.
2.	Dolaylı Ceza: İstenemedik davranışlar sergileyen kişinin diğer kişilere model olacak şekilde cezalandırılması.
3.	Dolaylı Duygusallık: Modeller birtakım davranışları (sesleri, mimikleri, söyledikleri sözler gibi) yoluyla gözleyen kişi birçok mesaj verir. Bu mesajlar arasında içinde bulunulan duygular da vardır. Model alan kişi de bu duyguları gözlemleyerek öğrenebilir. Yani model gözleyen kişi dolaylı yaşantı kazanarak aynı korkulara sahip olabilirler.
Sosyal Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler:
1.	Gözlemcinin Özellikleri
	Sembolleştirme kapasitesi: Bireyin çevresinde meydana gelen olayları, durumları bilişsel olarak nasıl algıladığıdır. Sembolleştirme kapasitesi yüksek olanlar sosyal öğrenme konusunda daha başarılı olurlar.
	Öngörü kapasitesi: Gelecek için plan yapabilme, başkalarının kendilerine nasıl davranacaklarını tahmin edebilme, kısacası geleceği planlayabilmedir. İnsanlar ileriyi düşünebilmelidir ki sosyal öğrenme yapabilsinler.
	Dolaylı öğrenme kapasitesi: Başka insanların yaptıkları davranışları gözleyerek öğrenebilme kapasitesidir.
	Öz Düzenleme Kapasitesi: Bireyin kendi davranışlarına dair karar verip bu kararlara göre kendini düzenlemesidir.
	Öz Yargılama Kapasitesi: Bireylerin kendileri hakkında düşünme, yargıda bulunma, eleştirebilme kapasitesidir.
2.	Model özellikleri
	Benzerlik
	Statü
	Saygınlık
	Modelin davranışının pekiştirilmesi
	Uzmanlık
3.	Davranışın Özellikleri
	Davranışın gözlenebilir olması
	Davranışın basit olması
	Davranışın işlevselliği
Sosyal Öğrenme Süreçleri
	Dikkat: Öğrenilecek olan davranışı yapan modelin davranışına dikkat edilmesi.
	Hatırda Tutma: Öğrenilecek olan davranışın dikkatle gözlendikten sonra bilişsel olarak örgütlenmesi ve sembolleştirilmesidir.
	Yeniden Ortaya Koyma(Davranışı Meydana Getirme):Öğrenilen performansa dönüştürülmesi süreci.
	Güdülenme: Öğrenilenleri performansa dönüştürmeyi sağlayan içsel harekete geçme sürecidir.
GESTALT KURAMI (K W K  Köhler – Wertheimmer - Koffka)
Biçim şekil form parçaların toplamı ve entegre olmuş bütün manalarına gelir. İnsanların, nesneleri ve dünyayı, bazı algı yasalarına göre bir bütün olarak algıladıklarını, öğrenmenin bu belirtilen algı ve yorumlardaki değişmelerden ibaret olduğunu savunan bir kuram.
Gestalt Kuramının Temel İlkeleri:
	Öğrenme ŞEKİL ZEMİN arasındaki ilişkilerdeki değişmedir.
	Öğrenme bireyin karşılaştığı bir durumu algılaması ve yorumundaki değişmedir.
	İnsanlar gördüklerini bir bütün olarak algılama eğilimindedir.
	Bir nesnenin ya da parçanın algılanışı, onun diğer parçalarla olan ilişkisine bağlıdır.
	İnsanlar çevrelerini bir düzen içinde algılarlar.
	Davranış, bireyin karşılaştığı durumu algılamasına ve durumu kendi amaçları açısından yorumlamasına bağlıdır.
	Herhangi bir durum ya da konunun öğeleri birbiri ile ilgilidir.
Gestalt Kuramına Göre Algı Yasası:
	Şekil Zemin: Algılama sırasında göze ilk çarpan nesne şekil olmalıdır. Zemin ise görülen şeklin arka planıdır. Şekil zemine göre daha iyi algılanır.
	Yakınlık: Nesnelerin birbirine olan yakınlıklarına göre gruplandırarak bir bütün olarak algılanmasıdır.
	Benzerlik: Şekil, renk, doku, cinsiyet ve benzeri pek çok özellik bakımından birbirine benzeyenlerin birlikte gruplandırılarak algılanmasıdır.
	Tamamlama: Bir nesnenin,  şeklin tamamıyla görülmese bile görülüyormuş gibi tam algılanmasıdır.
	Devamlılık: Aynı yönde giden noktalar, çizgiler ve benzerlerinin birlikte gruplandırılarak algılanmasıdır.
	Basitlik: Basit, düzenli bir biçimde organize edilmiş şekillerin karmaşık şekillere oranla daha kolay algılanmasıdır.
Gestalt Kuramına Göre Öğrenme Türleri:
	İçgörüsel (Kavrama Yoluyla) Öğrenme:
o	Problem odaklıdır. Problemle süzücü dikkatle değil, seçici dikkatle ilgilenilir.
o	Daha önceki deneyler, zihinsel tasarlama yapılırken kullanılır.
o	Tasarlama zihindedir ve deneme yanılma zihindeki tasarlama sürecinde vardır.
o	Çözüme geçiş aniden olur.
o	Sorun bir denemede çözülür.
o	İçgörü ile kazanılan deneyim uzun süre hatırlanır.
o	İçgörü ile kazanılan deneyim başka durumlara kolayca uyarlanır.
o	İçgörüsel öğrenmede seçici dikkat kullanılır.
	Gizil (Örtük) Öğrenme:
o	Bireylerin herhangi bir şekilde başka bir olay, nesne ya da konuya odaklanmış bile olsalar, başka olay nesne ya da konuyu farkına varmadan öğrenmesidir.
o	Gizil ( örtük) öğrenme bir tür istem dışı öğrenmedir.
	Üretici (Yaratıcı) Düşünme:
	A Tipi  (Iraksak ) Çözümler:
	Gestalt ilkelerine dayalıdır.
	Orijinaldir.
	İçgörüseldir.
	Üretici çözümlerdir.
	Çözüm bir başkası tarafından değil birey tarafında bulunur, kolaylıkla genellenebilir ve uzun süre hatırlanabilir.
	Üretici Düşünmeyi Engelleyen Faktörler:
	Duygusal etkenler.
	Kültürel etkenler.
	Geçmiş deneyimlerin (alışkanlıkların) etkisi
	İşleve takılma
	Algısal engeller.
	B Tipi (Yakınsak) Çözümler:
	Anlamadan ezberlemeye dönük çözüm tipidir.
	Öğrenci olguları, kuralları ve olayları anlamadan ezberler.
	Öğrenilenler kolayca unutulabilir.

BİLGİYİ İŞLEME KURAMI
Yürütücü Kontrol:Bireyin daha hızlı ve iyi öğrenilmesinin nedenleri yürütücü kontrol sürecinde yatmaktadır.Yürütücü kontrol bireyin tüm bilişsel süreçlerini denetleyen sisteme verilen addır.
Geri Getirme ve Unutma: Bilgiler duyusal kayıt, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek süreçlerinden geçerek kodlandıysa daha kolay hatırlanmaktadır. Fakat bu süreçler tam olarak işlenmediyse bilgilerin hatırlanması, geri getirilmesi konusunda sorunlar yaşanmakta ve bilgi unutulmaktadır. 
Biliş: Duyusal girdinin dönüştürüldüğü, azaltıldığı, işlendiği kaydedildiği yeniden ele alındığı ve kullanıldığı tüm süreçlerdir.
Bilişsel Süreç: Algı, dikkat etme, yorumlama, anlama ve hatırlama gibi zihinsel, içsel süreçtir.
Öğrenmeye Karşı Hafıza: Öğrenme, basitçe bilginin kazanılmasıdır. Hafıza, daha önce öğrenilmiş bilgiyi hatırlama yeteneğidir.
Saklama: Yeni bilginin hafızaya yerleştirilmesi sürecidir.
Kodlama: Bilginin hafızaya yerleştirilmeden düzenlenmesidir.
Bilgiyi İşleme Süreci:
	Bellek Türleri:
	Duyusal Kayıt: Çevreden Gelen Uyarıcılar ilk olarak duyusal kayıta gelir. Bilgi orijinal bilginin aynısıdır. Bilginin kalış süreci yarım saniyeden daha azdır.
	Kısa Süreli İşleyen Bellek: Öğrenme süreci burada başlar. Kapasitesi 7+-2 birimdir. Bilgi orijinal bilginin aynısıdır. İşlevi duyusal kayıttan gelen bilgiye kısa bir süre içinde depolamak ve gerekli zihinsel çalışmaları yapmaktır. Bilginin daha uzun süre kısa süreli bellekte kalması için gruplama ve zihinsel tekrar yapmak gerekir.
	Uzun Süreli Bellek: Bilgilerin depolandığı yerdir. Bilgiler üç dosyaya (belleğe) depolanır.
	Anısal (Epizodik) Bellek
	Anlamsal (Semantik) Bellek
	İşlemsel Bellek
	Bilişsel Süreçler:
	Bilginin Duyuşsal Kayıttan Kısa Süreli Belleğe Aktarılması Süreci:
	Dikkat
	Süzücü Dikkat
	Seçici Dikkat
	Algı
	Bilginin Kısa Süreli Bellekten Uzun Süreli Belleğe Aktarılması Sürecidir.
	Sürekli Tekrar
	Gruplama
	Uzun Süreli belleğe Bilgiyi Saklama Süreci
	Örtülü ve açık tekrar
	Anlamlandırma / Kodlama
	Etkinlik
	Örgütleme
	Eklemleme
	Bellek Destekleyici ipuçları.

İNSALCIL (HÜMANİST) KURAM

İnsanın doğuştan iyi olduğunu ve dünyaya belli donanımlar ile geldiğini: belli ihtiyaçları olduğunu eğer uygun ortam hazırlanırsa her bireyin bu gizil güçlerini açığa çıkarabileceğini ve kendini gerçekleştirebileceğini savunan yaklaşımdır.
İnsancıl Kuramın Öğretim İlkeleri:
	Her birey sürekli değişen yaşantı dünyasının merkezindedir.
	Her birey olayları algıladığı şekilde tepkide bulunur.
	Bireyin temel bir ihtiyacı vardır ve ihtiyaç kendini gerçekleştirmedir.
	Davranışı anlamanın en iyi yolu bireyin çevresinde olan olayları nasıl algıladığını kendisinden öğrenmektir.
	Bireyin çevre ile etkileşimi sonucunda benlik kavramı oluşmaktadır. Benlik oluşumunda çevrenin etkisi çok önemlidir.
	Bireyin benimsediği davranışların çoğu benlik algısına uygundur.
İnsancıl (Hümanist) Kuram Temel Kavramlar:
	Benlik Kavramı (Algısı): Bireyin kendisine ait olan, kendisine dair olumlu ya da olumsuz duygu, düşünce ve algılarıdır.
o	Ben  neyim?
o	Ben ne yapabilirim?
o	İleride neler yapabilirim?
o	Hayattan ne istiyorum?
	İdeal Benlik Kavramı (Algısı): Bireyin kendisiyle ilgili olarak ileriye dönük gerçekleştirmek istediği istek, özlem ve emelleridir.
	Benlik Saygısı(Öz Saygı): Benlik algısı ile ideal benlik arasındaki fark bireyin kendisine ait olan benlik saygısını verir. Benlik ile ideal benlik arasındaki fark az ise bireyin kendisine ait olan öz saygısı yüksek, bu fark fazla ise bireyin kendisine olan özsaygısı düşüktür.

MASLOW’UN TEMEL GEREKSİNİMLER (İHTİYAÇLAR) HİYERARŞİSİ: 

Uygun ortam ve şartlar sağlandığında insanın gizli güçlerinin farkına varacağını ve kendini gerçekleştireceğini savunmaktadır.
 

YAPILANDIRMACI (OLUŞTURMACI) KURAM

Eğitim konuları, eğitim programını ve eğitim etkinliklerini öğrenciye sorarak oluşturmayı, yani yapılan her işte öğrenciyi merkeze almayı yani yapılan her işte öğrenciyi merkeze almayı bilgiyi gerçek hayatla ilişkilendirip yapılandırmayı ve sonuç değerlendirilmesi yerine süreç değerlendirilmesi yapılmasını savunan bir kuramdır.
Yapılandırmacı (Oluşturmacı) Kuramın Temel İlkeleri:
	Bilgi öğrenci tarafından yapılandırılmalıdır.
	Eğitim-öğretim faaliyetlerinde öğrenen odak olmalıdır.
	Yapılandırmacılıkta bütüne odaklanılır. Detaylar öğrenciye bırakılır.
	 Yapılandırmacılık süreç değerlendirmesi yapılmasını önerir.
	Yapılandırmacılıkta program ve etkinliklerde esnek yaklaşım önemlidir.
	Bireysel farklılıklar yapılandırmacılıkta dikkate alınır.
	Öğrenmeyi öğrenme odaklı bir eğitim temel alınır.
	Yapılandırmacılıkta öğrencinin seçimleri çok önemlidir.
Yapılandırmacı (Oluşturmacı) Kuramın Özellikleri
	Öğrenme aktiviteleri ve öğretim, önemli konular etrafında toplanır.
	Önceden öğrenilmiş olanlar bu modelde çok önemlidir.
	Bu modelde belirsizliğe ve karmaşıklığa yer vardır.
	Öğrenciler öğrenmeyi öğrenirler.
	Öğrenme birlikte gerçekleştirilen bilişsel bir macera olarak görülür.
	Öğrencinin değerlendirilmesi süreç içinde yapılır.
Yapılandırmacı Öğrenme Faaliyetlerinin Beş Aşaması:
1.	Dikkat Çekmek: Yapılandırmacı kuramda öğrenme faaliyetlerine başlarken öncelikle öğrencilerde ilgi, merak uyandıracak problem durumları sunmak yani öğrencinin dikkatini çekmek gerekir.
2.	Keşfetmek: Öğrencinin öğrenme sürecinde aktif olarak birincil bilgi kaynaklarıyla doğrudan etkileşime geçerek sonucu kendisinin keşfetmesi son derece önemlidir.	
3.	Açıklamak: Öğretme süreci içinde öğrenmenin olası yanlış anlamaları önlemek amacıyla çeşitli açıklamalar yapmasıdır.		
4.	Bilgiyi anlamlandırmak: Öğrencilerin öğrenme sürecinde etkin olarak elde ettikleri bilgileri diğer kavramlarla ilişkilendirerek ya da gerçek yaşamadan kullanarak öğretimin daha anlamlı hale getirilmesidir.
5.	Değerlendirmek: Yapılandırmacı kuramda öğrencinin değerlendirilmesi süreç içinde yapılmaktadır. Değerlendirmede öğrenci merkezli anlayış benimsenmeli ve değerlendirme sürecine öğrencinin de katılması sağlanmalıdır.